Ihlasi kazandiran, harekatindaki sebebi sirf bir emr-i Ilahi ve neticesi riza-yi Ilahi oldugunu dusunmeli ve vazife-i Ilahiyeye karismamali.
Herseyde bir ihlas var. Hatta muhabbetin de ihlas ile bir zerresi, batmanlarla resmi ve ucretli muhabbete tereccuh eder.
"Ben muhabbet uzerine bir rusvet, bir ucret, bir mukabele, bir mukafat istemiyorum. Cunku, mukabilinde bir mukafat, bir sevap istenilen muhabbet, zayiftir, devamsizdir."
MasaAllah.
10 Temmuz 2010 Cumartesi
9 Temmuz 2010 Cuma
Bu zamanda en buyuk bir ihsan ...
Bu zamanda en buyuk bir ihsan, bir vazife, imanini kurtarmaktir, baskalarinin imanina kuvvet verecek bir surette calismaktir.
Sakin, benlik ve gururdan medar seylerden cekin.
Tevazu, mahviyet ve terk-i enaniyet, bu zamanda ehl-i hakikate lazim ve elzemdir.
Sakin, benlik ve gururdan medar seylerden cekin.
Tevazu, mahviyet ve terk-i enaniyet, bu zamanda ehl-i hakikate lazim ve elzemdir.
Risale-i Nur'un bize verdigi ders ...
Zaten Risale-i Nur'un bize verdigi ders de, hakikat-i ihlas, ve terk-i enaniyet ve daima kendini kusurlu bilmek ve hodfurusluk etmemektir.
Bizler kusurumuzu gorene ve bize bildirene -hakikat olmak sartiyla- minnettar oluyoruz, Allah cc. razi olsun deriz.
Bizler kusurumuzu gorene ve bize bildirene -hakikat olmak sartiyla- minnettar oluyoruz, Allah cc. razi olsun deriz.
7 Temmuz 2010 Çarşamba
Tevazu ve mahviyet sahibi olmak ...
...Ve bu müşevveş şerait içinde vahdetinizi muhafaza eden halet-i ruhiye, dünkü davamı isbat ediyor. Evet -temsilde hata yok- nasılki büyük bir veli, küçük bir ashab kadar hizmet-i İslâmiyede Ehl-i Sünnetçe mevki almadığı gibi, aynen öyle de: "Bu zamanda hizmet-i imaniyede hazz-ı nefsini bırakıp ve mahviyet ile tesanüd ve ittihadı muhafaza eden bir hâlis kardeşimiz, bir veliden ziyade mevki alıyor." diye kanaatım gelmiş ve siz daima bu kanaatımı takviye ediyorsunuz. Cenab-ı Hak, sizlerden ebediyen razı olsun, âmîn!Sualar 317 pson
... ya dost olur, ya kardes olur, ya talebe olur.
Dostun hassasi ve sarti budur ki: Katiyen, Sozler'e ve envar-i Kur'aniyeye dair olan hizmetimize ciddi taraftar olsun ve haksizliga ve bid'alara ve dalalete kalben taraftar olmasin, kendine de istifadeye calissin.
Kardesin hassasi ve sarti sudur ki: Hakiki olarak Sozler'in nesrine ciddi calismakla beraber, bes farz namazini eda etmek, yedi kebairi islememektir.
Talebeligin hassasi ve sarti sudur ki: Sozler'i kendi mali ve telifi gibi hissedip sahip ciksin ve en muhim vazife-i hayatiyesini onun nesir ve hizmeti bilsin.
Dost, benim sahsi ve zati sahsiyetimle munasebettar olur. Kardes, abdiyetim ve ubudiyet noktasindaki sahsiyetimle alakadar olur. Talebe ise, Kur'an-i Hakimin dellali cihetinde ve hocalik vazifesindeki sahsiyetimle munasebettardir.
Eger talebe ise, her sabah mutemadiyen ismiyle, bazan hayaliyle dahi yanimda hazir olur, hissedar olur.
Eger kardes ise, birkac defa hususi ismiyle ve suretiyle dua ve kazancimda hazir olup, hissedar olur. Sonra umum ihvanlar icinde dahil olup, rahmet-i Ilahiyeye teslim ediyorum ki, dua vaktinde "ihveti ve ihvani" dedigim vakit, onlar, icinde bulunur. Ben bilmezsem, rahmet-i Ilahiye onlari biliyor ve goruyor.
Eger dost ise ve feraizi kilar ve kebairi terk ederse, umumiyet-i ihvan itibariyle duamda dahildir. Bu uc tabaka dahi, beni manevi dua ve kazanclarinda dahil etmek sarttir.
Kardesin hassasi ve sarti sudur ki: Hakiki olarak Sozler'in nesrine ciddi calismakla beraber, bes farz namazini eda etmek, yedi kebairi islememektir.
Talebeligin hassasi ve sarti sudur ki: Sozler'i kendi mali ve telifi gibi hissedip sahip ciksin ve en muhim vazife-i hayatiyesini onun nesir ve hizmeti bilsin.
Dost, benim sahsi ve zati sahsiyetimle munasebettar olur. Kardes, abdiyetim ve ubudiyet noktasindaki sahsiyetimle alakadar olur. Talebe ise, Kur'an-i Hakimin dellali cihetinde ve hocalik vazifesindeki sahsiyetimle munasebettardir.
Eger talebe ise, her sabah mutemadiyen ismiyle, bazan hayaliyle dahi yanimda hazir olur, hissedar olur.
Eger kardes ise, birkac defa hususi ismiyle ve suretiyle dua ve kazancimda hazir olup, hissedar olur. Sonra umum ihvanlar icinde dahil olup, rahmet-i Ilahiyeye teslim ediyorum ki, dua vaktinde "ihveti ve ihvani" dedigim vakit, onlar, icinde bulunur. Ben bilmezsem, rahmet-i Ilahiye onlari biliyor ve goruyor.
Eger dost ise ve feraizi kilar ve kebairi terk ederse, umumiyet-i ihvan itibariyle duamda dahildir. Bu uc tabaka dahi, beni manevi dua ve kazanclarinda dahil etmek sarttir.
6 Temmuz 2010 Salı
Hedefimiz ve programimiz ..
Evet, biz bir cemaatiz. Hedefimiz ve programimiz evvela kendimizi, sonra milletimizi idam-i ebediden ve daimi berzahi haps-i munferitten kurtarmak ve vatandaslarimizi anarsilikten ve serserilikten muhafaza etmek ve iki hayatimizi imhaya vesile olan zindikaya karsi Risale-i Nur'un celik gibi hakikatleriyle kendimizi muhafazadir.
MasaAllah.
MasaAllah.
Hususi vazifemiz de ...
Hususi vazifemiz de, Kur'an'in imani hakikatlerini tahkiki bir surette ehl-i imana bildirip, onlari ve kendimizi idam-i ebediden ve daimi ve berzahi haps-i munferitten kurtarmaktir.
5 Temmuz 2010 Pazartesi
Risale-i Nur hizmeti inayet-i Rabbaniye altindadir.
Kardeslerim, hic merak etmeyiniz. Kafi kanaatim geldi, bizler bir inayet altinda, gayet ehemmiyetli bir hizmette ve ihtiyar ve iktidarimiz haricinde bir Dest-i Gaybi tarafindan istihdam ediliyoruz. Bu calismada zahmet pek az, ucret pekcok.
InsaAllah.
InsaAllah.
Ustadimiz Hz.'lerinden Isparta Kahramanlari
Sen Isparta vilayetindeki kahramanlara benzemek istiyorsan, tam onlar gibi olmalısın. Hapishanede-Allah rahmet eylesin-mühim bir şeyh ve mürşid ve cazibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risale-i Nur'un elli altmış şakirtleri içinde celbkârâne sohbet ettiği halde, yalnız birtek şakirdi muvakkaten kendine çekebildi. Mütebakisi, o cazibedar şeyhe karşı müstağni kaldılar. Risale-i Nur'un yüksek, kıymettar hizmet-i imaniyesi onlara kâfi olarak kanaat veriyordu.
O şakirtlerin gayet keskin kalb ve basireti şöyle bir hakikati anlamış ki: Risale-i Nur'a hizmet ise, imanı kurtarıyor; tarikat ve şeyhlik ise, velayet mertebeleri kazandırıyor. Bir adamın imanını kurtarmak ise, on mümini velayet derecesine çıkarmaktan daha mühim ve daha sevaplıdır. Çünkü iman, saadet-i ebediyeyi kazandırdığı için bir mümine, küre-i arz kadar bir saltanat-ı bakiyeyi temin eder. Velayet ise, müminin Cennetini genişlettirir, parlattırır. Bir adamı sultan yapmak, on neferi paşa yapmaktan ne kadar yüksek ise, bir adamın imanını kurtarmak, on adamı velî yapmaktan daha sevaplı bir hizmettir.
İşte bu dakik sırrı, senin Ispartalı kardeşlerin bir kısmının akılları görmese de umumunun keskin kalbleri görmüş ki, benim gibi biçare günahkâr bir adamın arkadaşlığını evliyalara, belki de eğer bulunsaydı müctehidlere dahi tercih ettiler.
Bu hakikata binaen, bu şehre bir kutup, bir gavs-ı âzam gelse, "Seni on günde velayet derecesine çıkaracağım" dese, sen Risale-i Nur'u bırakıp onun yanına gitsen, Ispartakahramanlarına arkadaş olamazsın.
O şakirtlerin gayet keskin kalb ve basireti şöyle bir hakikati anlamış ki: Risale-i Nur'a hizmet ise, imanı kurtarıyor; tarikat ve şeyhlik ise, velayet mertebeleri kazandırıyor. Bir adamın imanını kurtarmak ise, on mümini velayet derecesine çıkarmaktan daha mühim ve daha sevaplıdır. Çünkü iman, saadet-i ebediyeyi kazandırdığı için bir mümine, küre-i arz kadar bir saltanat-ı bakiyeyi temin eder. Velayet ise, müminin Cennetini genişlettirir, parlattırır. Bir adamı sultan yapmak, on neferi paşa yapmaktan ne kadar yüksek ise, bir adamın imanını kurtarmak, on adamı velî yapmaktan daha sevaplı bir hizmettir.
İşte bu dakik sırrı, senin Ispartalı kardeşlerin bir kısmının akılları görmese de umumunun keskin kalbleri görmüş ki, benim gibi biçare günahkâr bir adamın arkadaşlığını evliyalara, belki de eğer bulunsaydı müctehidlere dahi tercih ettiler.
Bu hakikata binaen, bu şehre bir kutup, bir gavs-ı âzam gelse, "Seni on günde velayet derecesine çıkaracağım" dese, sen Risale-i Nur'u bırakıp onun yanına gitsen, Ispartakahramanlarına arkadaş olamazsın.
MUBAREK ISPARTA KAHRAMANLARI
Mübarek bir belde, nura musahhar.
Taşı, toprağıyla mübarek diyar.
Asrın sultanına bağrını açar.
HASRETLE ANILIR DAİMA DİLDE.
ISPARTA KAHRAMANLARI, GÖNÜLDE.
Altınbaşak gibi bir hat ustası.
Elmas kalemi bir nur harikası.
Daim işler durur, Gül Fabrikası.
HÜSREV, MÜMTAZ İNSAN, KUR’ÂN’A HADİM.
ISPARTA KAHRAMANLARI, MÜSTAKİM.
Tahiri bir aziz insan, nur ile.
Gerçi haberi yok, velidir bile
Bir takva misâli Nurlu nesile
ÇİLELERE TALİP, LÂKİN ÇOK MUTLU.
ISPARTA KAHRAMANLARI UMUTLU.
Hafız Ali, bir feragat timsâli.
Haşirde bayraktar bir er misâli.
Nur Fabrikasına sahip her hâli.
ÜSTAD’IN YERİNE MANEVÎ ŞEHİD.
ISPARTA KAHRAMANLARI HEP ŞAHİD.
Binbaşı Asım Bey, asil bir asker.
Nura hizmet için her an seferber.
Vakar dolu bir duruştu, seraser.
MAHKEMEDE ERDİ VUSLAT ÇAĞINA.
ISPARTA KAHRAMANLARI BAĞINA
Hulusî, Süleyman şevkle coşuyor.
Hoca Sabri, Bekir Ağa koşuyor.
Bu ihlâsa dost ve düşman şaşıyor.
GAVS-I GEYLANİ’DEN ALDI HABERİ.
ISPARTA KAHRAMANLARI REHBERİ.
Barla nurlu belde, şerefi azim
Eğirdir, hizmette müstahkem, kaim.
Kuleönü metin, gayretli daim
MELE-İ ÂLÂ’DAN ALKIŞ VAR NURA.
ISPARTA KAHRAMANLARI, YÂR NURA.
Re’fet, Küçük Lütfü mübarek ihvan.
Hacı Hafız şevkle yazar her zaman.
Tola Ailesi nurlu hanedan.
KARANLIK GÜNLERDE NURU BİLDİLER.
ISPARTA KAHRAMANLARI GÜL’DÜLER.
Sav Köyü bin kalem nura hizmette.
İslamköyü sebkat etmiş gayrette.
Atabey, Senirkent faal himmette.
MÜBAREKLER HEYETİNDE CEVHER VAR.
ISPARTA KAHRAMANLARI BAHTİYAR.
Birçok kahraman var, ismi bilinmez.
Hizmetleri maddî kayda alınmaz.
Bu sıddıklar duâlardan silinmez.
KIYAMETE KADAR, NURLARDA BAYRAK.
ISPARTA KAHRAMANLARI PÎR-U PAK.
Arkadaş olmak için bu canlara,
Meyletmeden hiç kutb-u cihanlara,
İktifa etmeli nurlu anlara.
NURLA YETİNDİLER, NURLA DOLDULAR.
ISPARTA KAHRAMANLARI OLDULAR.
Taşı, toprağıyla mübarek diyar.
Asrın sultanına bağrını açar.
HASRETLE ANILIR DAİMA DİLDE.
ISPARTA KAHRAMANLARI, GÖNÜLDE.
Altınbaşak gibi bir hat ustası.
Elmas kalemi bir nur harikası.
Daim işler durur, Gül Fabrikası.
HÜSREV, MÜMTAZ İNSAN, KUR’ÂN’A HADİM.
ISPARTA KAHRAMANLARI, MÜSTAKİM.
Tahiri bir aziz insan, nur ile.
Gerçi haberi yok, velidir bile
Bir takva misâli Nurlu nesile
ÇİLELERE TALİP, LÂKİN ÇOK MUTLU.
ISPARTA KAHRAMANLARI UMUTLU.
Hafız Ali, bir feragat timsâli.
Haşirde bayraktar bir er misâli.
Nur Fabrikasına sahip her hâli.
ÜSTAD’IN YERİNE MANEVÎ ŞEHİD.
ISPARTA KAHRAMANLARI HEP ŞAHİD.
Binbaşı Asım Bey, asil bir asker.
Nura hizmet için her an seferber.
Vakar dolu bir duruştu, seraser.
MAHKEMEDE ERDİ VUSLAT ÇAĞINA.
ISPARTA KAHRAMANLARI BAĞINA
Hulusî, Süleyman şevkle coşuyor.
Hoca Sabri, Bekir Ağa koşuyor.
Bu ihlâsa dost ve düşman şaşıyor.
GAVS-I GEYLANİ’DEN ALDI HABERİ.
ISPARTA KAHRAMANLARI REHBERİ.
Barla nurlu belde, şerefi azim
Eğirdir, hizmette müstahkem, kaim.
Kuleönü metin, gayretli daim
MELE-İ ÂLÂ’DAN ALKIŞ VAR NURA.
ISPARTA KAHRAMANLARI, YÂR NURA.
Re’fet, Küçük Lütfü mübarek ihvan.
Hacı Hafız şevkle yazar her zaman.
Tola Ailesi nurlu hanedan.
KARANLIK GÜNLERDE NURU BİLDİLER.
ISPARTA KAHRAMANLARI GÜL’DÜLER.
Sav Köyü bin kalem nura hizmette.
İslamköyü sebkat etmiş gayrette.
Atabey, Senirkent faal himmette.
MÜBAREKLER HEYETİNDE CEVHER VAR.
ISPARTA KAHRAMANLARI BAHTİYAR.
Birçok kahraman var, ismi bilinmez.
Hizmetleri maddî kayda alınmaz.
Bu sıddıklar duâlardan silinmez.
KIYAMETE KADAR, NURLARDA BAYRAK.
ISPARTA KAHRAMANLARI PÎR-U PAK.
Arkadaş olmak için bu canlara,
Meyletmeden hiç kutb-u cihanlara,
İktifa etmeli nurlu anlara.
NURLA YETİNDİLER, NURLA DOLDULAR.
ISPARTA KAHRAMANLARI OLDULAR.
risale-i nur’a talebe olmanın ehemmiyetli bir şartı da
risale-i nur’a talebe olmanın ehemmiyetli bir şartı da, onu evvela okumak okutturmak ve intişarına yardım etmektir.
Ehl-i diyanetin hayat-i dunyeviyeyi hayat-i uhreviyeye tercih etmeleri
O bir iki zatta gordum ki, diyaneti ister ve yapmasini sever; ta ki, hayat-i dunyeviyesinde muvaffak olabilsin, isi rast gelsin. Hatta tarikati kesf ve keramet icin ister.
Demek, ahiret arzusunu ve dini vezaifin uhrevi meyvelerini dunya hayatina bir dirsek, bir basamak gibi yapiyor. Bilmiyor ki, saadet-i uhreviye gibi saadet-i dunyeviyeye dahi medar olan hakaik-i diniyenin fevaid-i dunyeviyesi, yalniz mureccih ve tesvif edici derecesinde olabilir. Eger illet derecesine ciksa ve o amel-o hayrin yapmasina sebep o fayda olsa, o ameli iptal eder; laakal ihlasi kirilir, sevabi kacar.
Demek, ahiret arzusunu ve dini vezaifin uhrevi meyvelerini dunya hayatina bir dirsek, bir basamak gibi yapiyor. Bilmiyor ki, saadet-i uhreviye gibi saadet-i dunyeviyeye dahi medar olan hakaik-i diniyenin fevaid-i dunyeviyesi, yalniz mureccih ve tesvif edici derecesinde olabilir. Eger illet derecesine ciksa ve o amel-o hayrin yapmasina sebep o fayda olsa, o ameli iptal eder; laakal ihlasi kirilir, sevabi kacar.
Oku, uygula ve KURTUL ve KURTAR
Muaz b.Cebel (r.a.) şöyle rivayet ediyor.
Peygamber aleyhisselam ile bir seferde beraber bulunuyordum. Bir gün sabahleyin onun yanında
ve beraber yürüyorduk. Kendisine dedim ki:
- Ey Allah'ın Resülü, bana cehennemden uzaklaştıran ve cennete koyan bir iş haber ver.
Allah'ın Peygamberi buyurdular ki:
- Bana büyük bir şeyden sordun. Ancak Allah'ın kolaylaştırdığı kimseye o, kolaydır. Şöyle ki:
Allah'a ibadette bulunur, ona hiç bir şeyi ortak koşmazsınız, namazı devamlı olarak kılar, haccını
da eda edersin. Ve ilave ederek: Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç, günahlardan koruyucu
bir ibadettir. Sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahların ateş azabını söndürür. Kişinin, gecenin
tenha vaktinde kıldığı namaz, salih kulların alâmetidir. Sonra Resülullah aleyhisselam:
-"Çok ibadet etmekten, (o kimselerin) vücudları yataklardan uzak kalır: korkarak ve ümid ederek
Rablerine yalvarırlar, verdiğimiz rızıklardan başkalarına verirler, yaptıklarına karşılık olarak, onlar
için gizlenen müjdeyi bilen olmaz." mealindeki (secde Suresi) Ayet-i Kerimeyi okudu. Bundan
sonra buyurdular:
-" Sana işin başını, temel direğini ve zirvesini söyleyeyim mi?
- Söyle ey Allah'ın Resulü, dedim. Buyurdular ki:
- İşin başı İslam, temel direği namaz, zirvesi de cihad'dır (Allah'ın dininin yayılması için çalışmaktır.)
Bundan sonra buyurdular ki:
- Bunların hepsini koruyan şeylerin ne olduğunu haber vereyim mi?
- Haber ver, Ey Allah'ın Resulü, dedim. Bunun eli ile dilini işaret ederek:
- Bunu, yani dilini koru, buyurdular. Bunun üzerine:
- Konuştuklarımızla mesul tutulur muyuz, ey Allah'ın Resulü? diye sordum.
- Allah , Allah, ey Muaz! Dillerinin ettiğinden başka bir şey insanları cehenneme atar mı?
Yani çoğu defa insanı felakete götüren dilinin yaptıklarıdır, buyurdu. (Tirmizi)
Peygamber aleyhisselam ile bir seferde beraber bulunuyordum. Bir gün sabahleyin onun yanında
ve beraber yürüyorduk. Kendisine dedim ki:
- Ey Allah'ın Resülü, bana cehennemden uzaklaştıran ve cennete koyan bir iş haber ver.
Allah'ın Peygamberi buyurdular ki:
- Bana büyük bir şeyden sordun. Ancak Allah'ın kolaylaştırdığı kimseye o, kolaydır. Şöyle ki:
Allah'a ibadette bulunur, ona hiç bir şeyi ortak koşmazsınız, namazı devamlı olarak kılar, haccını
da eda edersin. Ve ilave ederek: Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç, günahlardan koruyucu
bir ibadettir. Sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahların ateş azabını söndürür. Kişinin, gecenin
tenha vaktinde kıldığı namaz, salih kulların alâmetidir. Sonra Resülullah aleyhisselam:
-"Çok ibadet etmekten, (o kimselerin) vücudları yataklardan uzak kalır: korkarak ve ümid ederek
Rablerine yalvarırlar, verdiğimiz rızıklardan başkalarına verirler, yaptıklarına karşılık olarak, onlar
için gizlenen müjdeyi bilen olmaz." mealindeki (secde Suresi) Ayet-i Kerimeyi okudu. Bundan
sonra buyurdular:
-" Sana işin başını, temel direğini ve zirvesini söyleyeyim mi?
- Söyle ey Allah'ın Resulü, dedim. Buyurdular ki:
- İşin başı İslam, temel direği namaz, zirvesi de cihad'dır (Allah'ın dininin yayılması için çalışmaktır.)
Bundan sonra buyurdular ki:
- Bunların hepsini koruyan şeylerin ne olduğunu haber vereyim mi?
- Haber ver, Ey Allah'ın Resulü, dedim. Bunun eli ile dilini işaret ederek:
- Bunu, yani dilini koru, buyurdular. Bunun üzerine:
- Konuştuklarımızla mesul tutulur muyuz, ey Allah'ın Resulü? diye sordum.
- Allah , Allah, ey Muaz! Dillerinin ettiğinden başka bir şey insanları cehenneme atar mı?
Yani çoğu defa insanı felakete götüren dilinin yaptıklarıdır, buyurdu. (Tirmizi)
"Onlar dunya hayatini seve seve ahirete tercih ederler ..." (Ibrahim suresi: 3.)
Demek, Risale-i Nur dairesine yakin bulunanlar icine girmezse, tehlike kavidir. Evet, ayeti kerimenin isaretiyle, bu asir hayat-i dunyeviyeyi hayat-i uhreviyeye, ehl-i Islama da bilerek, severek tercih ettirdi.
4 Temmuz 2010 Pazar
Risale-i Nur'un meslegi maddi ve manevi feragat meslegidir
Ben maddi ve manevi her seyimi feda ettim, her musibete katlandim. Her iskenceye sabrettim. Bu sayede hakikat-i imaniye her tarafa yayildi. Bu sayede Nur mektebi irfaninin yuz binlerce, belki de milyonlarca talebeleri yetisti. Artik bu yolda, hizmet-i imaniyede onlar devam edeceklerdir. Ve benim maddi ve manevi herseyden feragat meslegimden ayrilmayacaklardir. Yalniz ve yalniz Allah cc. rizasi icin calisacaklardir.
Bize eza ve cefa edenlere karsi hicbir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risale-i Nur'a sadakat ve sebatla calismalarini tavsiye ediyorum.
Bize eza ve cefa edenlere karsi hicbir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risale-i Nur'a sadakat ve sebatla calismalarini tavsiye ediyorum.
3 Temmuz 2010 Cumartesi
On adama ders vermek ...
... fakat kemiyet keyfiyete nisbeten ehemmiyetsiz oldugundan, halis bir hadim olarak, hakaik-i ihlas ile, herseyin fevkinde hakaik-i imaniyeyi on adama ders vermek, buyuk bir kutbiyetle binler adami irsad etmekten daha ehemmiyetli goruyorum.
Ihlastan sonra en buyuk esas ...
Evet, meslegimizde, ihlas-i tammeden sonra en buyuk esas, sebat ve metanettir. Ve o metanet cihetiyle simdiye kadar cok vukuat var ki, oyleler, herbiri yuze mukabil bu hizmet-i Nuriyede muvaffak olmus adi bir adam ve yirmi otuz yasinda iken, altmis yetmis yasindaki velilere teveffuk etmisler var.
MasaAllah.
MasaAllah.
Nur mesleginde ...
Nur mesleginde, hakikat ve Sunnet-i Seniyye ve feraize dikkat ve buyuk gunahlardan cekinmek esastir.
Takva
Bu zamanda tahribat ve menfi cereyan dehsetlendigi icin, takva bu tahribata karsi en buyuk esastir. Farzlari yapan, kebairleri islemeyen, kurtulur.
InsaAllah.
InsaAllah.
... tum himmetlerini ...
... ben tahmin ediyorum ki, eger Seyh Abdulkadir-i Geylani r.a. ve Sah-i Naksibend r.a. ve Imam-i Rabbani r.a. gibi zatlar bu zamanda olsaydilar, butun himmetlerini hakaik-i imaniyenin ve akaid-i Islamiyenin takviyesine sarf edeceklerdi.
Demek ki bu zamanda sadece bu islere tum vaktimizi ayirmamiz lazim.
Tum vaktini bu hizmetlere ayiran, demektir ki, bu zamanin en muhim eshasindandir.
Demek ki bu zamanda sadece bu islere tum vaktimizi ayirmamiz lazim.
Tum vaktini bu hizmetlere ayiran, demektir ki, bu zamanin en muhim eshasindandir.
2 Temmuz 2010 Cuma
Hz. Imam Safii r.a. buyurdu ki
Hz. Imam Safii'den rivayet var ki, "Halis talebe-i ulumun rizkina ben kefalet edebilirim" demis. "Cunku riziklarinda vus'at ve bereket olur,".
Bu zamanda Risale-i Nur sakirdleri talebe-i ulum unvanina tam liyakat gostermislerdir.
O halde maiset pesinde kosmak yerine en iyi care, sukur ve kanaat ve Risale-i Nur talebeligine tam sarilmaktir.
Demek ki, Risale-i Nur sakirleri, bu aclik ve zaruret musibetine karsi yine Nurla mukabele etmeli.
Bu zamanda Risale-i Nur sakirdleri talebe-i ulum unvanina tam liyakat gostermislerdir.
O halde maiset pesinde kosmak yerine en iyi care, sukur ve kanaat ve Risale-i Nur talebeligine tam sarilmaktir.
Demek ki, Risale-i Nur sakirleri, bu aclik ve zaruret musibetine karsi yine Nurla mukabele etmeli.
Kulli ubudiyete sahib olmak
Ihlas, Sadakat, ve Sunnet-i Seniyyeye mutabakat ve hizmet derecesine gore o kulli ubudiyete sahib olur.
Kulli ubudiyet: Binler Nur sakirdlerinin ibadetleri
Kulli ubudiyet: Binler Nur sakirdlerinin ibadetleri
Her sakirdin vazifesi ...
Her sakirdin vazifesi, yalniz kendi imanini kurtarmak degil; belki baskasinin imanlarini da muhafaza etmeye mukelleftir. O da, hizmete ciddi devam ile olur.
Demek ki bir Nur sakirdinin vazifesi hem kendi imanini hem de baskalarinin imanini kurtarmak icin calismak olmalidir insaAllah.
Demek ki bir Nur sakirdinin vazifesi hem kendi imanini hem de baskalarinin imanini kurtarmak icin calismak olmalidir insaAllah.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)